Zeytintanesi
Ağu
27

ÇİĞDEN FIRINDA KIYMALI DOLMA

cimg2024.JPG

 

Arkadaşım iftara davet etmişti.  Biber dolması bir harikaydı, sebebi hem arkadaşımın yemekleri leziz olur, hemde yemeğin fırında pişirilmiş olması.  Tarifi sizlerle paylaşmak istedim. Ramazanda insan ne pişirsem diye dertleniyor.

MALZEMELER

1 büyük kuru soğan

0.5 demet maydanoz

1 çorba kaşığı nane (tazesi varsa daha lezzetli olur)

1 çay kaşığı karabiber

yeterince tuz

1 çorba kaşığı sıvıyağ

200 gr.kadar kıyma

1 çorba kaşığı domates salçası

1 çorba kaşığı biber salçası

1 çorba kaşığı bulgur

1 çay bardağı pirinç

az su, yarım bardak kadar

yumuşak bir harç olacak

Dolmalık biber,domates

YAPILIŞI

Bütün malzemeleri bir kaba koyup, iyice karıştırın.

Biberlerin saplarını içine bastırarak koparıp, sonra geri çıkarın. Çıkarılan sapların çekirdeklerini keserek temizleyin ki, tekrar o sapları biberlerin üstüne kapak yapılsın.  Sonra hazırlanan harçtan biberin için doldurup, tam tıka basa olmamasına dikkat ederek. Çünkü pirinçler şişecek. Üzerine biberlerin saplarını kapak yapın. İşlemi böylece tamamladıktan sonra, bir fırın kabının tababınıa salça sürün. Üzerine doldurduğunuz biberleri dizin, işlem bittikten sonra, tepsinin yarısına gelecek kadar su ilave edin.

Üzerine aliminyum folyo ile kapatıp, fırında pişirin. Piştikten sonra folyoyu kaldırın, hafif dolmaların üzerini kızartın.  Sonrada afiyetle yiyin. Yanina sarımsaklı yoğurt ile dilerseniz servis yapın.

Kategori : DOLMALAR, ETKİNLİKLER | 6 adet Yorum »

Ağu
24

SOSLU TAVUK

cimg2028.JPG

 

MALZEMELER

1 pk. Izgaralık kalça şiş (istediğiniz şekilde tavuk olabilir)

Sos için gerekenler :

3 diş sarımsak (rendelenecek)

1 tatlı kaşığı kekik

1 tatlı kaşığı köri

1 çay kaşığı karabiber

1 çorba kaşığı salça

1 tatlı kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı kadar tuz

1 tatlı kaşığı kimyon

1 çorba kaşığı sıvıyağ

YAPILIŞI

Sosu harmanlayıp, tavuklara iyice bulayın.  En az 3-4 saat sosta bekletin. Akşam pişirecekseniz sabahtan veya öğleyin soslayabilirsiniz. Daha sonra tencereye yayın, içine dilerseniz bezelyede atabilirsiniz. Kısık ateşte suyunu salıp, çekinceye kadar pişirin.

Not: fırındada pişirilebilir.

Kategori : ETKİNLİKLER, ETLİ YEMEKLER | 4 adet Yorum »

Ağu
22

KONYA GEZİSİ ve MEVLANA

 

Temmuz sonu  gibi Konya’ya gitmiştim. Orada gezdiğim, gördüğüm yerleri resimleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Gidip görmenizi de tavsiye ederim.

Mevlana hakkında bilgi edinmek için mevlana adresinden öğrenebilirsiniz.

RESİMLERE TIKLAYARAK ORJİNAL BOYUTUNDA GÖREBİLİRSİNİZ.

cimg1924.JPG

Mevlananın girişindeki çeşme,

cimg1925.JPG

camiinin minaresi

cimg1935.JPG

Yine çeşmenin uzaktan görünüşü

cimg1936.JPG

İçerden bir gönünüş

cimg1937.JPG

Camiinin bahçesinden bir görünüş.

cimg1938.JPG

Neyzenler mezarlığı

cimg1941.JPG

Konya yusufağa cami

cimg1934.JPG

camiinin görünüşü

cimg1942.JPG

Konya meydanından bir görünüş

cimg1943.JPG

İplikçi cami

Kategori : GEZİ | 4 adet Yorum »

Ağu
15

KABAK ÇİÇEĞİ KIZARTMASI

cimg15672.JPG

cimg15641.JPG

MALZEMELER

7-8 kabak çiçeği

sos için

2 ad. yumurta

0,5 su bardağı süt

2 -3 kaşık un (akıcı bir sos olacak, duruma göre unu ve sütü ayarlanabilir)

tuz

Kızartmak için

Yeterince sıvıyağ

YAPILIŞI

Yumurta, süt ve un iyice karıştırılıp, yıkanmış kabak çiçekleri sosa bulanarak kızgın yağa atılıp, hafif sararana kadar iki taraftı kızartılır. İşlem böylece tamamlanır. Afiyetle yenir.

Ben çok severim, ama tabi kabak çiçeği ancak bahçesi olanların bulabileceği bir bitki. Zaten çiçekler günlük bulunabiliyor, ertesi güne yaşamıyorlar. Birde kara kabak çiçeği olacak, diğer kabak çiçekleri acı oluyormuş.

Zaten bu çiçekleri ben yapmadım, sağolsun annem yaptı, ve özleğim tadı bana tekrar yedirdi. Teşekkür ediyorum kendisine.

Kategori : KAHVALTILIKLAR, YÖRESEL YEMEKLER | 12 adet Yorum »

Ağu
10

KAHVALTILIK EKMEKLER

cimg2012.JPG

Bu sabah baktım ekmekler bayatlamak üzere, bende hemen yumurtalı, peynirli yapıp, değerlendirmek istedim.

MALZELEMER,

2-3 peynir kutusu kadar beyaz peynir veya kaşar peyniri

2 ad. yumurta

3-4 dal maydanoz (isteğe bağlı)

Karabiber

Kırmızı pul biber (isteğe bağlı)

Yeterince tuz

8-10 dilim ekmek

YAPILIŞI

Bütün malzemeleri bir kapta iyice karıştırıp, dilimlenmiş ekmeklerin üzerine bir kaşık yardımı ile yayıp, fırının ızgara telinin üzerine dizin. 200 derece fırında kızarana kadar pişirin, hem çok pratik, hem çok lezzetli. Afiyet olsun.

Kategori : KAHVALTILIKLAR | 4 adet Yorum »

Ağu
7

KUNTA KİNTE (KAKAOLU KURABİYE)

cimg1574.JPG

 

Arkadaşım Neslihan’ın kurabiyeleri, beni çaya davet etmişti.  Ben çok beğendim, umarım sizlerde beğenirsiniz.

MALZEMELER

2 ad. yumurta

1 su bardağı şeker

1/2 su bardağı sıvıyağ (isteğe bağlı, katılmasada olur)

1 pk. margarin (oda sıcaklığında)

1 pk. kakao

1 pk. vanilya

1 pk. kabartma tozu

Alabildince un

Bulamak için yeterince hindistan cevizi

ŞERBET İÇİ

1,5 su bardağı şeker

1,5 su bardağı su

karıştırılacak (kaynatmadan) şeker eriyinceye kadar

YAPILIŞI

Yumurta, şeker, sıvıyağ ve margarini bir kapta iyice karıştırın. Sonra bir miktar un ve diğer malzemeleri ilave ederek, hamura yavaş yavaş un ilave ederek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Ceviz büyüklüğünde hamur parçaları alınarak avuç içinde yuvarlayın. Kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin. İşlem böylece tamamlandıktan sonra 175 derece fırında pişirin.

Diğer tarafta şerbeti hazırlayın. Fırından çıkardığınız kurabiyeleri sıcak sıcak şerbete atıp, şerbeti iyice yemesini sağlayın, sonra hindistan cevizine bulayarak, servis kabına dizin. İşlemi böylece tamamladıktan sonra servis kabına dizin. Soğuduktan sonra servis yapın, afiyet olsun.

Kategori : KURABİYELER | 5 adet Yorum »

Ağu
3

NASRETTİN HOCA(AKŞEHİR)

KONYA’YA GİTMİŞTİM. DÖNÜŞTE NASRETTİN HOCA’NIN MEMLEKETİ AKŞEHİR’E UĞRADIM ve GÖRDÜKLERİMİN BİR KISMINI RESİMLEYEREK SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM. BİR KAÇ FIKRASINI DA OKUYUP DÜŞÜNEREK TEBESSÜM EDELİM.

cimg1965.JPG

cimg1993.JPG

AKŞEHİR MEYDANI

cimg1968.JPG

BİNDİĞİ DALI KESMEK

Nasreddin Hoca, köy meydanındaki koca çınar ağacının üzerine çıkmış, elindeki balta ile bindiği dalı kesmeye başlamış.

Görenler :
-“Aman Hocam, bindiğin dalı kesiyorsun, düşeceksin!” diye bağırmağa başlamışlar.

Hoca kesmeye devam ederek seslenmiş:
-“Bu dalı kesenin yere düşeceğini hepiniz akıl ettiniz de, ben size yıllardır ahiretin dalı olan dünyanızı keserseniz cehenneme düşersiniz diyorum, neden hâlâ akıl edemiyorsunuz!!!…”

cimg1970.JPG

DOĞURAN KAZAN

nasrettin hoca bir gün komşusundan bir kazan almış aradan günler geçmiş sonra nasrettin haca kazanı götürürken içine bir tencere koymuş ve komşusuna götürmüşkomşusu sormuş bune böyle diye nasrettin haca kazan doğurdu demişsonra aradan günler geçmiş nasrettin hoca kazanı gene istemiş sonra aradan günler geçmiş haca bir gün gene komşusunun kapasını çalmış ve komşusunasenin kazan öldü demiiş komşu buna inanmamış nasrettin hoca demişki kazanın doğurduğuna inanıyosun da niye öldüğüne inanmıyosun demiş

cimg1972.JPG

MUM IŞIĞINDA PİŞEN YEMEK

Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
– Tamam demiş. İddiayı kazandım.
– Ne oldu ne yaptın demişler.
– Bekledim sabaha kadar demiş.
– Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek.
– Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş :
– Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!…

cimg1973.JPG

YA TUTARSA

Hoca Akşehir gölünün kıyısına gitti. Yanında getirdiği bir çanaktan göle kaşık kaşık yoğurt mayası döküp karıştırıyordu. Oradan geçen biri ne yaptığını sordu. Hoca “Gölü mayalıyorum” dedi. “Aman Hoca, sen şaşırdın mı? Göl maya tutar mı hiç?” Hoca “Tutmaz bilirim, ama ya birde tutarsa……Düşün oğul, ya tutarsa” diye cevapladı adamı.

cimg1977.JPG

cimg1983.JPG

NASRETTİN HOCA’NIN TÜRBESİ

cimg1987.JPG

cimg1990.JPG

cimg1991.JPG

cimg1992.JPG

  NASRETTİN HOCA

Türk halk bilgesi. Halk dilinde, duygu ve inceliği içeren, gülmece türünün öncüsü olmuştur.

Eskişehir’in Sivrihisar İlçesinin Hortu yöresinde doğdu, Akşehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237’de Akşehir’e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca’nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat’ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca’nın diliyle kendi sesini duyurur.


Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur’la ilgili “hamam, Timur ve peştemal” gülmecesi de, Timur’dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca’yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, “eşek evde yok” deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün “işte eşek ahırda” diye diretmesi karşısında, Hocanın “eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi” demesidir.
Onun gülmecelerinde, kaba sofuların “ahret” le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. “Fincancı Katırları”, “Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim” başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan “Ye Kürküm Ye” gülmecesi, Hoca’nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.


Nasreddin Hoca’nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, “İncili Çavuş”, “Bekri Mustafa”, “Bektaşi” gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat’ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.

Kategori : GEZİ | 7 adet Yorum »

« YENİ YAZILARESKİ YAZILAR »